Arama Kurtarma Sempozyumu / Hacettepe Üniversitesi

logo

Doğada Arama Kurtarma Sempozyumu; T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Mağaracılık Federasyonu, Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksek Okulu ve AKUT Arama Kurtarma Derneğinin iş birliği ile 1-2 Nisan 2011 tarihinde Hacettepe Üniversitesinde düzenlendi.

Sempozyum, AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki, Mağaracılık Federasyonu  Başkanı Emre Baturay Altınok, Hacettepe Üniversitesi  Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Caner Açıkada, Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hasan Kazdağlı ve  Planlama ve Zarar Azaltma Dairesi Başkanı Turan Erkoç ’un konuşmaları ile başladı. Sempozyum konuşmaların ardından www.dogadaaramakurtarma.org web sitesinde yayınlanan sempozyum programı doğrultusunda devam edildi.

Türkiye’de ilk kez bu denli kapsamlı bir Arama Kurtarma sempozyumu düzenlendi. 1999 Kocaeli Depremi sonrasında artan arama kurtarma bilincinin arama kurtarma derneklerini, kamu kuruluşlarını, üniversiteleri ne kadar etkilediğini ne kadar geliştirdiğini görmek amacı ile bu sempozyum önemliydi. Sempozyumun bu açıdan çok faydalı olduğunu söyleyebilirim.

More >

Gündem Mısır

Hayatımın en değerli yıllarını geçirdiğim, acısıyla tatlısıyla bir çok şey yaşadığım, hayatımı zehreden aynı zamanda parayla pulla edilemeyecek deneyim elde etmemi sağlayan ülkedir Mısır. Televizyonda Mısır ile ilgili haberlerde gösterilen Tahrir Meydanı nam-ı diğer Özgürlük Meydanı benim içinde özgürlük demekti. Mısırda bulunduğum ilk 3 sene İsmailiye şehrindeydi ve Kahire’ye gitmek, Tahrir Meydanında, karşısında Gezire Adasındaki Zamalekte vakit geçirmek gerçekten ayrı bir özgürlüktü. Tek başıma çok gezdim o meydanda. Kiremit renkli duvarlarıyla Kahire Müzesi, tüm evrak işlerinin hallolduğu Mugamma Binası, Bookstore’unu gezerken büyük keyif aldığım Kahire Amerikan Üniversitesi, Türk Konsolosluğuna giden yol ve Nil’in üzerinden Gezireye geçmek için kullanılan Aslanlı köprü hepsi ayrı hatıralara sahip.
Mısırda olaylar başladıktan sonra çevremdeki insanların sorularıyla karşılaştım. Birçok kişi arayıp hala Mısırda olup olmadığımı sordu. Birçoğu anlattıklarıma şaşırdı. Bazıları ise yorumlarımı aşırı Milliyetçi olarak yorumladı. Olaylar başladığı anda bazı insanlara olaylar kesinleşmeden yorum yapamam demiştim. Hem açıklama yapamadığım arkadaşlarımı bilgilendirmek hem de fikirlerimi tam olarak anlatamadıklarıma tekrar fikirlerimi aktarmak için bu yazıyı ele almaya karar verdim.
Ortadoğu’da yaşamak ile Ortadoğu’yu kitaplardan okumak apayrı kavramlar. Aradaki farkı anlayabilmek için orada yaşamak, o insanlar ile vakit geçirmek, olaylar gerçekleştiğinde insanların tepkilerini yorumlamak gerekir. Bölge insanı çok hassastır. Birçoğu eğitilmemiş. Köy yada küçük şehir okullarında 100 dolar maaş ile eğitim vermeye çalışan öğretmenlerden bir şeyler kapabilen biraz daha bilgili. Son yıllarda insanlar bilgiye aç. Kendi imkanları ile yabancı dil, bilgisayar, insan kaynakları gibi kurslara gitmeye çalışıyorlar. Kitlesel iletişim araçlarının yaygınlaşması ile kültür seviyesi biraz daha artmış. Özellikle Türklere büyük ilgi var. Aynı zaman kitlesel iletişim araçları yüzünden insanlar iki kültür arasına sıkışmış. Geçiş çok sert olmuş ve insanlar iki kültürü de yaşamak istiyor. Bunu ilk olarak taksilerde fark etmiştim. Teyplerinde Kuran kaydı çalarken araçların tavanlarında Barcelona, Chelsea gibi futbol takımlarının bayrakları asılı.
Mısır diğer ülkelerden biraz daha farklı bir konumda bir ülke. Kuzey Afrika’da bulunan daha çok bedevi ve berberi kökenli ülkeler ile doğusundaki Arap ülkeleri arasında geçiş bölgesi. 80 milyon nüfusu, geniş yüz ölçümü, Süveyş Kanalı ve İsrail ile olan geniş sınırı yüzünden bölgenin önemli dinamiklerinden.  Ayrıca birçok bölge ülkesinin aksine bir polis devleti değil, asker kökenli bir ülke. Tunus’da Zeynel Abidin Bin Ali devrilip domino etkisi söylentileri başladığında ilk bu yorum gelmişti aklıma. Tunus askeri güce sahip olmayan, tamamen Cumhurbaşkanının kurmuş olduğu polis gücü tarafından kontrol edilen bir ülkedir.Mısırda ise  Mısır Ordusunun siyasete etkisi çok fazladır. Çok fazlanın ötesinde bugüne kadar gelen bütün Cumhurbaşkanları asker kökenlidir. Mısır’da askeriyenin bu kadar önemli olmasının sebebi İsrail savaşlarıdır. Sınır ve ülke güvenliği açısından askeri güç önemlidir. Özellikle aşağı Mısır olarak adlandırılan Kahire’den Akdeniz kıyısına kadar olan bölgede asker yoğunluğu gözle görülür derecede fazladır. Elde edilen bu askeri güç Mısır’ın Nil nehri üzerindeki hakimiyetinin de sebebidir.
Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve bir önceki Cumhurbaşkanı Enver Sedat Müslüman Kardeşler tarafından suikaste uğraşdığında Cumhurbaşkanı Yardımcısı idi. Enver Sedat’ın öldürülmesinden sonra Cumhurbaşkanı olarak 30 sene görev yapmıştır. Enver Sedat’ın İsrail ile yapmış olduğu anlaşmalar yüzünden Mısırın çıkarılmış olduğu Arap Birliğine Mısır’ı tekrar sokmuş ve Birlik Binasını Mısır’a taşımıştır. (Bina son günlerinde popüler mekanı Tahrir Meydanında Kahire Müzesi ile Mugamma Binasının arasında Aslanlı Köprünün Tahrir Meydanı tarafındadır.) İsrailin Lübnana saldırması sonrasında İsrail ilişkileri bozulsa da ilişkileri tekrar düzeltmiş, İsrail ile bir çok Arap ülkesi arasında arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Mübarek döneminde turizm ve ticari hamleler artmış özellikle son dönemlerde ticari hamleler ivme kazanmıştır. 1999 yılında Piramitlere ve turistlik otellere yapılan saldırılar sonrası sert tedbirler alarak turizmi ayakta tutmuştur. Yaptığı olumlu hamleler dışında yapmış olduğu olumsuz ve baskıcı hamleleri de ele almak gerekir. Mısır birçok farklı siyasi görüş ve etnik yapıda topluluk vardır. Bu topluluklar ve siyasi gruplar üzerinde Mübarek rejiminin gözle görülür baskısı vardır. Başta Müslüman Kardeşler olmak üzere birçok siyasi grup baskı altında bırakılmıştır. Müslüman Kardeşlerin birçok üyesi tutuklanmış veya gözaltına alınmıştır.. Özgürlükçü ve demokrasi yanlısı gruplara hak tanımamıştır. Bu sebepten üniversitelerin kapısında eli silahlı asker veya polisler eksik olmaz. Ticari anlamda da benzeri politika izlemiştir. Son dönemlerde oğlu Cemal Mübarek’in siyasete girişi ile Mübarek ailesinin ticari atılımları hızlanmış, kendi adamları ile yapmış olduğu ticari iş birliği ile birçok sektörün en kuvvetlisi haline gelmiştir. Bu sayede Mübarek ailesi bölgenin en kuvvetli gücü haline gelmiştir.
Son zamanlarda yaşanan olaylar sonucunda Hüsnü Mübarek istifa etmiş ve Sharm El Sheikh’deki malikanesine çekilmiştir. Mısır’da yaşayan ve Mısırlılarla sohbet imkanı bulan kişiler son birkaç senedir özgürlükçü düşüncülerin arttığını görmüştür. Özellikle Kahire’de ve büyük şehirlerde eğitim gören genç nüfusun özgürlükçü düşünceleri bunun yanında hızla artan işsizlik Tahrir Meydanında ateşlenen devrimin en önemli tetikleyicisidir. Önce sanal ortamlarda başlayan ve Mübarek rejiminin sansürü ile karşılaşan hareket, Kuzey Afrika ülkelerinde başlayan ayaklanmalarla sahaya inmiş ve başarılı olmuştur. Bu devrim ayaklanmasının başlamasında ve sonuçlanmasında medyamızda yer aldığı gibi Müslüman Kardeşlerin öncü etkisi yoktur. Müslüman Kardeşler medya ve Amerika’nın hamleleri ile Mübarek rejiminin bir numaralı muhalifi olarak gösterilmiş ve bu devrimde sanki en etkili grupmuş gibi gösterilmiştir. Müslüman Kardeşlerin ayaklanma başladıktan sonra etkisi olmuştur ama bahsedildiği gibi rejimin karşısındaki direkt grup değildir. Ayaklanmaya sebep olan grup sanal ortamda yayılan ve tamamen özgürlükçü gençlerin oluşturduğu bir gruptur. Bu gruba daha sonraları Muhammed El Baradey ve çevresindeki isimler destek vermiştir.
Sonuç olarak Mısır’da bir devrim gerçekleşti ve Hüsnü Mübarek Cumhurbaşkanlığından istifa etti. Ordunun yönetime el koyuşu manidar ve Mübarek rejiminin devamının geleceğinin göstergesidir. Hüsnü Mübarek’in Ömer Süleyman gibi bir istikbaratçıyı Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atayarak veliahtı ilan etmesi Mısır’ın geleceğine ışık tutacak bir hamledir. Yönetime el koyan Ordunun ülkeyi demokratik seçimlere götüreceği söylense de çıkacak sonuçların yine aynı olacağına inanmaktayım. Hüsnü Mübarek 30 yıldır ülkeyi mahvetti diyip 30 yıldır ortalarda görünmeyen Muhammed El Baradey’in veya Müslüman Kardeşlerin tek başına iktidara gelecek oyu alacağını zannetmiyorum.
Mısırlı arkadaşlar ile konuştuğumda Ordu ile Mısırlılar ülkeyi tekrar yönetecek diyorlardı. 2 tane askeri yönetim görmüş bir halkın evladı olarak Orduların ne kadar demokrasi verdiğini kendilerine açıklamaya çalıştım. Benzeri bir örnek olmasa da Amerika’da Irak’a özgürlük vermek için girmemiş miydi? Irak Halkı da özgürlük naraları atmamışlar mıydı? Ayrıca gelenin gideni arattığına da birçok kez tarih sahnesinde şahit olduk. Yapılan devrimin arkasındayım fakat aklıma İttihat ve Terakki’den bir paşanın Osmanlı İmparatorluğunda devrim yaptıktan sonra yaptığı öz eleştiri geliyor. ‘Biz devrimi yaptık fakat sonrasını düşünemedik’.

misir

Hayatımın en değerli yıllarını geçirdiğim, acısıyla tatlısıyla bir çok şey yaşadığım, hayatımı zehreden aynı zamanda parayla pulla edilemeyecek deneyim elde etmemi sağlayan ülkedir Mısır. Televizyonda Mısır ile ilgili haberlerde gösterilen Tahrir Meydanı nam-ı diğer Özgürlük Meydanı benim içinde özgürlük demekti. Mısırda bulunduğum ilk 3 sene İsmailiye şehrindeydi ve Kahire’ye gitmek, Tahrir Meydanında, karşısında Gezire Adasındaki Zamalek de vakit geçirmek gerçekten ayrı bir özgürlüktü. Tek başıma çok gezdim o meydanda. Kiremit renkli duvarlarıyla Kahire Müzesi, tüm evrak işlerinin hallolduğu Mugamma Binası, Bookstore’unu gezerken büyük keyif aldığım Kahire Amerikan Üniversitesi, Türk Konsolosluğuna giden yol ve Nil’in üzerinden Gezireye geçmek için kullanılan Aslanlı köprü hepsi ayrı hatıralara sahip.

Mısırda olaylar başladıktan sonra çevremdeki insanların sorularıyla karşılaştım. Birçok kişi arayıp hala Mısırda olup olmadığımı sordu. Birçoğu anlattıklarıma şaşırdı. Bazıları ise yorumlarımı aşırı Milliyetçi olarak yorumladı. Olaylar başladığı anda bazı insanlara olaylar kesinleşmeden yorum yapamam demiştim. Hem açıklama yapamadığım arkadaşlarımı bilgilendirmek hem de fikirlerimi tam olarak anlatamadıklarıma tekrar fikirlerimi aktarmak için bu yazıyı ele almaya karar verdim.

Ortadoğu’da yaşamak ile Ortadoğu’yu kitaplardan okumak apayrı kavramlar. Aradaki farkı anlayabilmek için orada yaşamak, o insanlar ile vakit geçirmek, olaylar gerçekleştiğinde insanların tepkilerini yorumlamak gerekir. Bölge insanı çok hassastır. Birçoğu eğitilmemiş. Köy yada küçük şehir okullarında 100 dolar maaş ile eğitim vermeye çalışan öğretmenlerden bir şeyler kapabilen biraz daha bilgili. Son yıllarda insanlar bilgiye aç. Kendi imkanları ile yabancı dil, bilgisayar, insan kaynakları gibi kurslara gitmeye çalışıyorlar. Kitlesel iletişim araçlarının yaygınlaşması ile kültür seviyesi biraz daha artmış. Özellikle Türklere büyük ilgi var. Aynı zaman kitlesel iletişim araçları yüzünden insanlar iki kültür arasına sıkışmış. Geçiş çok sert olmuş ve insanlar iki kültürü de yaşamak istiyor. Bunu ilk olarak taksilerde fark etmiştim. Teyplerinde Kuran kaydı çalarken araçların tavanlarında Barcelona, Chelsea gibi futbol takımlarının bayrakları asılı.

More >

Kongre Turizmi ve Türkiye

Toplantıların, bir iletişim, bilgi alışverişi, yönetim ve karar verme aracı olarak ortaya çıkış tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğu varsayılmaktadır. Öncelikle pek ender rastlanan (özellikle uluslararası) toplantıların sayısında, ikinci dünya savaşından sonra büyük gelişmeler olmuştur. Söz konusu toplantıların sayılarında meydana gelen artışların ulaştığı boyut, kongreciliğin bir meslek haline gelmesine ve kongre olgusunun da bir turizm hareketliği olarak değerlendirilmesine neden olmuştur.

Kongre turizmini incelemeden önce kongre kavramını incelememiz gerekir. Kongre, uzmanların ya da meslektaşların büyük çaptaki toplantısıdır. Veya Kongre, birlik dernek gibi kuruluşların temsilcilerinin tartışmak amacı ile bir araya toplanmasıdır. En kapsamlı hali ile Kongre, bir veya daha fazla günle sınıflandırılmış ve önceden kararlaştırılmış bir program çerçevesinde uzmanlık gerektiren bilimsel alanlarda veya meslek kollarında belirli bir konuda bilgi alışverişini amaçlayan ve özellikle toplanılan yerin dışından gelen kişilerin de katılımlarıyla meydana gelen bir toplantıdır. Kongre geçici bir toplantıdır. Özellikle toplanılan yerin yabancısı olan kimselerin, belli amaca yönelik olarak, çeşitli konularda görüşmeleridir. Uluslar arası kongre kavramı ise, uluslararası bir kuruluşun, periyodik olarak, tüm üyelerine açık bir biçimde toplanmasını anlamaktadır. Kongrecilik uluslar arası kuruluşların toplantıları aracılığı ile gelişmiştir.

More >

Bach A’Lorientale-Anjelika Akbar

MU970001IH655_250

Anjelika Akbar ile tanışmam lise çağlarıma dayanır. ‘Vivaldi-Four Season’ isimli albümünün kasedini aldığımda kim olduğunu elbette tanımıyordum. Hakkında tek bildiğim çok ünlü bir piyano üstadı olduğuydu. Albümünü kasetçalarıma koyduğumda karşıma çıkan melodiler beni derinden etkiledi. ‘Vivaldi-Four Season’ albümünü dinlerken parçaya konu olan mevsimleri her parçada tekrar yaşıyor, gözlerimi kapattığımda o mevsimleri içimde hissedebiliyordum.

More >

Turizm Pazarlaması

Alanya gibi Türkiye’nin turizm cenneti olan bir şehirde büyümemden ötürü her zaman turizm sektörü ile iç içe oldum. Alanya’da gördüklerimi eğitim hayatımda öğrendiklerimle yorumlayınca görüşlerim olumsuzlaşsa da asıl değişim Mısır’da gördüğüm turizm sektöründen sonra oldu. Alanya ve Türkiye’deki eksiklikleri fark ettiğim zaman gerçekten neler kaybettiğimizi çok iyi şekilde görmüş oldum.

 

Mısır, Türkiye gibi turizm sektöründe önde gelen ülkelerden bir tanesi. Özellikle doğu bloğu ülkelerin ilk sıradaki tercihleri arasında Türkiye ile birlikte Mısır geliyor. Bunun başlıca sebebi diğer turizm ülkelerine göre  (İspanya, Fransa…) bu iki ülkelerin maliyetlerinin daha düşük oluşu. Bunun yanında tarihsel ve doğal güzelliklerinin de fazla oluşu insanların bu iki ülkeye ilgisini arttırmakta.

  More >

Soluk Mavi Nokta

PaleBlueDot

Pale Blue Dot, yani Soluk Mavi Nokta, 1977’de fırlatılan Voyager 1 uzay aracının 1990 yılında dünyaya yaklaşım 6.000.000.000 km uzaklıktan çektiği fotoğrafın adıdır.

Kendini dünya insanlarının bilim ile tanışmasına adamış, ‘herkes için bilim sloganı’ ile yola çıkmış, ilk kez 1980 yılında yayınlanan, tüm dünyada 500.000.000 insan tarafından izlenmiş, bir dönem TRT tarafından da yayınlanmış 13 bölümlük belgesel dizi ‘Cosmos’ un yazarı ve sunucusu, Pulitzer ödüllü yazar ve astronom Carl Sagan,  Voyager 1 tarafından gönderilen bu fotoğraf üzerine, Dünya’nın insanlık için önemine dair bir kitap yazmıştır.

More >

Yyk ile Gereksiz Yazılar

Bundan önceki yazılarımı karma olarak bu site üzerinden yayınlıyordum. Daha sonradan okuyucu kitlelerinin farklılaşması ve konuların çeşitli kategorilere ayrılması sonucu bazı yazılarımı başka bloglar altında yayınlamaya karar verdim.

Bu sitelerden birisi de Yyk ile gereksiz yazılar. Bu sitede daha önce kendi blogumda yayınladığım bazı yazıları bulacaksınız. Genel olarak mizah içerikli bu site de çılgın iş fikirleri, bozuk psikoloji denemeleri gibi farklı konularda yazılarımda olacak.

Umarım keyif alırsınız…

Site Adresi: yykacmaz.blogspot.com