Turizm Pazarlaması

Alanya gibi Türkiye’nin turizm cenneti olan bir şehirde büyümemden ötürü her zaman turizm sektörü ile iç içe oldum. Alanya’da gördüklerimi eğitim hayatımda öğrendiklerimle yorumlayınca görüşlerim olumsuzlaşsa da asıl değişim Mısır’da gördüğüm turizm sektöründen sonra oldu. Alanya ve Türkiye’deki eksiklikleri fark ettiğim zaman gerçekten neler kaybettiğimizi çok iyi şekilde görmüş oldum.

 

Mısır, Türkiye gibi turizm sektöründe önde gelen ülkelerden bir tanesi. Özellikle doğu bloğu ülkelerin ilk sıradaki tercihleri arasında Türkiye ile birlikte Mısır geliyor. Bunun başlıca sebebi diğer turizm ülkelerine göre  (İspanya, Fransa…) bu iki ülkelerin maliyetlerinin daha düşük oluşu. Bunun yanında tarihsel ve doğal güzelliklerinin de fazla oluşu insanların bu iki ülkeye ilgisini arttırmakta.

 

Mısır’ın turizm sektöründe son zamanlarda sıçrama yapmasının sebebi nedir araştırmak gerektiği düşüncesindeyim. Öncelikle Mısır’ı genel hatlarıyla ele alalım. Mısır Ortadoğu’nun parlayan güneşi durumunda bir ülke konumunda. Turizm haricinde, sanayi, enerji, tarım gibi sektörlerde de son yıllarda büyük hamleler yaptılar. Konumuz olan turizm’e dönersek ülkede konu ile alakalı ne tür özellikler var ele alalım. İlk akla gelen Dünya’nın en eski uygarlıklarından birisinin Mısır’da oluşu. Eski Mısır diye adlandırılan tarihi eserlerin turizm’e katkısı çok büyük. Bunun dışında da güneş ve deniz turizmi ön planla. Yılın en az 8 ayı denize girilebilen bir ülke olan Mısır’da Kızıldeniz gibi dünya’nın en büyük sualtı milli parkı da mevcut. Bu iki öğe dışında pazarlama bilecekleri pek bir şey yok. Mısır’ın özelliklerinden bahsetmişken Türkiye’nin de genel hatlarıyla özelliklerinden bahsetmekten fayda var. Tarih Turizm konusunda onlarca farklı medeniyete sahip ülkemizde alt kategori olarak sayabileceğimiz Din Turizm’i de mevcut. Doğa Turizmine bakıldığında ise farklı bölgelerde deniz ve güneş turizm’i yapılabiliyor. Bunun dışında doğal güzellikleri ile ülkenin birçok yerinde bu turizme uygun alanlar mevcut.

Türkiye’ye ana hatlarıyla bakıldığında Mısır’a göre üstünlüğü gözükse de iş turizm pazarlamasına geldiğinde değiştiği görülüyor. Peki Mısır ne yapıyor kendisini pazarlamak için? İlk olarak devlet turizm’in en önemli geçim kaynaklarından birisi olduğunun farkında. Turist olarak oraya gittiğiniz zaman kendi vatandaşlarına göstermedikleri ayrıcalık ve rahatlıkları görebiliyorsunuz. Bir örnek vermek gerekirse, Kahire’de alkol satılmayan 7 yıldızlı bir otel yapmak isteyen Dubai şeyhine turizm gereği isteyen alkol verilmesi gerekliliği yüzünden izin verilmedi. Devlet’in konuya ne kadar önem verdiğini bu örnekten anlamak zor değil. Bunun dışında devlet turizm pazarlaması olayını kendi üstlenmiş durumda. Sürekli olarak uçaklarından tutunda havaalanlarına kadar kendi belgesel ve tanıtımları yayınlanıyor. Mısır bu olayın ciddiyetine doksanların ortasında yaşadığı terör saldırısı sonrası farkına vardı. Piramitlere yapılan saldırılar sonrasında turist sayısının on bir oranında düştüğünü göre devlet radikal kararlar alındı. Yapılan ilk uygulamalarda Mısır’da bulunan tüm tarihi eserlerin sorumluluğu Dr. Zahi Havass’a verildi. Kendisinin ismini bilmesek de bir çoğumuz belgesel kanallarından biliyoruz. Bu kararla birlikte Zahi Havass istediği kadar belgesel projesini hayata geçirdi ve dünya çapındaki belgesel kanallarında yayınladı. Bunun dışında alınan bir başka kararla Mısır devlet olarak Hollywood’daki sinema firmaları ile görüşülmeye başlandı ve Mısır’ı anlatan sinemalar için sponsor olundu. (Mumya,Mumya2…) Bununla da yetinmeyen devlet Mısır hakkında yayınlanacak her türlü kitap ve eser’e sponsorluk desteği verdi. Bu yapmış olduklarının katkılarını ise şu anda görüyorlar. Bunun dışında deniz turizmini arttırmak amacı ile CMAS, PADI gibi su altı federasyonlarıyla yapılan anlaşmalarla turizm sektöründeki insanlara scuba dalış eğitimleri verildi. Ayrıca daha önceden Uzakdoğu’da kullanılan submarine adı verilen altı cam denizaltılarının ülkeye girişine izin verdi.

Yukarıda yapılan pazarlama faaliyetleri incelendiğinde ülkemizin neler yaptığı geliyor akıllara. Hangi partiden olduğunu hatırlamasam da belediye seçimleri zamanı bir adayın yaptığı açıklamada çok fazla reklam yapılmadan İstanbul’a gelen turist sayısının 8 milyon olduğunu öğrendim. Yapılabilecek reklamlarla bu sayının 20 milyon üstüne çıkabileceği söyleniyordu. Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi bu kadar imkana sahip ülkemizin bir reklam ve pazarlama sorunu olduğu açıktır. Devlet tarafından turizm desteklense de yapılanların yeterli olmadığı da görünmektedir.

 

Her türlü imkana sahip ülkemizde bu tür eksikliklerin bir an önce düzeltilmesi şarttır. Özellikle Alanya gibi turizmden geçimini sağlayan şehirler de turizm pazarlamasına daha çok önem verilmesi gerekliliği zorunludur. Umarım birleri bunun geç olmadan farkına varırlar. Yoksa elimizdeki mevcut pazarı başka ülkelere kaptırabiliriz. 

15 Responses

Write a comment
  1. Türkiye aslında turizme açılmış bir ülkedir yanlış turistik hamleler kullanılmış, eğitimsiz halk ve çalışan olduğu sürece de turizmde gerilerde kalmaya devam edeceğiz. Turistler kültür turizmine önem verip gelselerde biz bunun önemini kavrayamadıktan sonra ne işe yarar?

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:21 Permalink
  2. @biggeee

    Dediğin doğru fakat aslına bakarsak halkın özellikle turizm bölgelerinde oturmuş bir turizm kültürü var.Gelen turistlere nasıl davranılması gerektiğini,onların kültürlerini yeterince biliyorlar.Sorun devlet bazında yeterince ve programlı şekilde pazarlama faaliyetlerinin olmayışı.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:27 Permalink
  3. evet ama herkesde yok bu yyk en azından 2010 Kültür başkenti İstanbul’ u baz alalım..Halkın onlara ‘yolunacak kaz’ gözüyle baktığını hepimiz biliyoruz.. Ya da başka bir örnek vereyim.Küçük bir sahil kasabasının sakinlerinin Kasabada turiztleri istemediğini biliyorum ‘gavur’ oldukları için, çocuklara kötü örnek (!) oldukları için..tabi sorun sadece bu da değil biliyosun ki..

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:34 Permalink
  4. insanların yaklaşımları devlet politikaları ile de alakalıdır.yani Mısır’da turist’e en ufak zarar gelsin devlet sorunludur.Bizim memleketimizde turistlere neler yapılıyor ben kendi memleketimden biliyorum.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:36 Permalink
  5. tabi devlet ile de alakalı ama kültür ile de alakalı bence.sonuçta çocuklar bile büyüklerinden ne görüyorsa onu yapıyorlar..herşeyi devletin üstüne yıkmak yanlış bazı şeyler halkta biter

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:38 Permalink
  6. Kültürü devlet verecek.Benim bahsetmek istediğimde buydu aslında.devlet turizme ne kadar önem verirse halkta o kadar bilinçlenir.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:39 Permalink
  7. kültürü devlet veremez malesef, gelenekleri devlet belirleyemez ki, he tamam halk bilinçlenir, önemi anlar az teşfik edersin en başta iç turizmi canlandırırsın ki başka ülkelerden gelenlere hoşgörü göstersinler lakin dedim ya şu ‘yolunacak kaz’ durumunu düzeltmek zor

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:41 Permalink
  8. Bunun eğitimini de devlet verecek.Yasalar koyacak.İnsanlar hata yaptıklarında cezalandırılacak.Bu şekilde devlet bu iş kültürünü sağlayabilir.Mısır gibi Arap ırkına bu kültürü vermişler ise bizde yapabiliriz.Ayrıca her ülke de az çok turistlere ‘yolunacak kaz’ olarak bakarlar.Bunun değiştirilmesi de çok zor.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:43 Permalink
  9. ahaha yasalar mı? güldürme beni yyk hele bu konuda halkı cezalandırmak zor yasalarımız zaten yetersiz bu konuda ceza uygulaması imkansız gibi birşey halk ayaklanır valla ‘devlet gavurları savunuyo’ die:Pp

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:45 Permalink
  10. Zannetmiyorum.Ülkemizde bu kurallar mikro bazda olsada uygulanıyor.Turizm bölgelerindeki belediyeler koydukları çeşitli kurallar ile bunu sağlamaya çalışıyorlar.Bu devlet politikası haline getirilmeli.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:46 Permalink
  11. kolay değil yyk hiç kolay değil açıkcası ben bu konuda umutsuzum

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:47 Permalink
  12. Hangi yasanın uygulanması kolay ki.Bu devlet politikası olarak zaman sürecine uygulanırsa başarılı olunabileceğine inanıyorum.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:48 Permalink
  13. şimdiye kadar uygulandı mı? şimdiye kadar devlet bu konuya önem verdi mi şimdiye kadar devlet bunu8 umursadı mı? şimdiden sonra da zor…

    biggeee 22 Aralık 2009 at 18:50 Permalink
  14. Önemli olan bundan sonra uygulanması zaten.Önceden uygulanmış olsalardı bu sorunlarla karşılaşmazdık.

    admin 22 Aralık 2009 at 18:56 Permalink
  15. ellerine sağlık Yiğit, önemli bir konuya değinmişsin :)

    hatice 25 Ocak 2010 at 15:07 Permalink

Write a Comment

Commenter Gravatar